Nisan 30, 2011

Fakr-u Zaruret.

Zaruretten soruyorum:
Özlemek hangisiyle saha samimi?
a) Yokluk
b) Varlık

Saniye düşünmeden "a" şıkkını karalayan Dalmaçyalılar, aklınızı gevrek mi sandınız?  Yokluk mudur özlemenin ana nedeni? Tanrım, ne kadar aptalsınız....
Özlemek, özlediğiniz kişiyi karşınızda görene dek, kendini farkettirmeme hesabında bir soysuzdur; sinsidir. Özlemek, dibine kadar  varlıkla ilgilidir ve eğer dolayımsız bir cevap verecek olursak, ilgili şahısın  karşınızda durması ve bu karşılıklılığın mezurasal değeriyle daha samimidir Özlemek, kişi şayet karşınızdaysa gerçektir... Ya da karşınızdan daha yakın bir yerinizdeyse... Neyse, bu kısmı geçelim, zira ayrıntıya gireresem konu dağılarak epey başka ve epey "konulu" bişey olacak.
Konuya dönersek, dokunamadığınız için değil; dokunabildiğiniz için ve dokunduğunuz anda özlersiniz. Ve ayrıca sizssiniz aptal, çünkü gerçek bu. Dokunamadığınız için değil, bir süre dokunamadıktan sonra dokunabildiğiniz içindir o his. Aptal olduğumu düşünmek yerine hislerinizi çözmeyi deneseniz iyi edersiniz.
Mesela bi insanın sesini özleyemezsiniz. Devamla, bir insanın sesini özlememek için onun Banu Alkan olmasına gerek yoktur. "Sesini bile özledim"li cümleler, kahretsin, çok silindirik şeylerdir. O kadar ki; "k" harfini "l" harfiyle değiştirmenin bile daha gerçek olduğuna bahse girerim...
Haydi Dalmaçyalılar, gerçekçi olalım: Duyulduğu ana dek, sesi özlemek, inanın bana, adlı adınca, arabesktir. Duyduğunuz zamana gelirsek, o an yaşanan, eşsiz bi hadisedir. Tuhaf bulduğunuzun farkındayım fakat kabul etmelisiniz ki haklıyım: "Sesini bile özlemek" denilen, "bizzat sesini" duymakla ilgilidir.
***

Fakirlikten soruyorum:
Özlemek hangisiyle saha samimi?
a) Yokluk
b) Varlık

Özlemek, şahsın yokluğu ile samimi değil, onunla bir ve aynı şeydir. Varlıkla tek ilgisi, varlığına karşı duyulmasından ibarettir. Elbette bu da az şey değil; ama esgeçeilebilir.
Özlemek, şahsın yokluğunda, dudağınızın uçuklaması gibi birşeydir.
Özlemek, şahsın yokluğunda, tırnaklarınızı kesmektir. Tırnak yemek değildir çünkü o asil sayılamayacak bir alışkanlıktan ibarettir.
Özlemek, şahsın yokluğunda, perdeleri indirmektir; yıkamak, yumuşatmak ve tekrar asmak için debelenmektir. Geçsin diye vakti itmektir.
Özlemek, şahsın yokluğunda, her cümlenize özne olarak "şahsı" tayin etmektir.
Özlemek, şahsın yokluğunda, toplu taşıma araçlarındaki her vatandaşa kafa göz dalmak istemektir.
Özlemek,şahsın yokluğunda, yirmidokuzbininci kez "The Godfather" izlemektir...
Özlemek, şahsın yokluğunda, özlemenin bizzat "yoksunluk"la ilgili olduğunu idrak etmektir. Yokluk çekmektir.
***
Özlemek, Saygıdeğer Dalmaçyalılar, şahsın yokluğunda, "özlemekle ilgil bu denli silindirik bi takım gevelemeler üretmek ve bunun Siz Dalmaçyalılar tarafından iştahla okunması hali" şeklinde özetlenebilir.

Oysa yegane gerçek şudur ki, hepi topu bir elin parmağını geçmeyen Dalmaçyalılar, siz asla tadamayacak olsanız da, özlemek, tümüyle ve sadece, benim sevgilimin eli ürünü olabilecek bir fakr-u zaruret halidir. 


Velhasıl, özlemek nedir bilmeyen, allan belası Dalmaçyalı kardeşlerim...
Pek saygıdeğer olduğunuz söylenemez. Fakat size özlemekle ilgili saygıdeğer birşey söylenebilir:
Özlemek, ilgili şahıs bi iki saate evde olduğunda, yapacaklarımızı anlatamayacağım kadar ayıp bi'şeydir.
...

2 yorum:

Enteldantel! dedi ki...

Şimdi tabi eğri oturup doğru konuşmakta fayda var; zamanı biraz daha açarsak, ama epey çok fazla biraz dahalardan söz ediyorum, özlemek çok uzun sürdüğünde yani, yoklukla ilgili bir hadiseye de dönüşebilir. Bunu tartışmayacağız.

Yarın görüşme ihtimalimizi sevmiyorum mu sandın peki::

Öberimdir.

nande dedi ki...

o dedigin yarin hangi gun oluyodu ya! ozlemek hususunda iddia taşıyorum fakat aritmetikte zayifim.
kacti mi tren apla!
aylavyu.